<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Caz Portreleri</title>
	<atom:link href="http://cazportreleri.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cazportreleri.com</link>
	<description>Caz Dünyasından Yansımalar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Jun 2010 09:30:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>D&amp;B MAGAZINE 4. SAYISI ÇIKTI</title>
		<link>http://cazportreleri.com/2009/11/13/db-magazine-cikti/</link>
		<comments>http://cazportreleri.com/2009/11/13/db-magazine-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 17:08:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazportreleri.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Drum&#38;Bass Magazine 4.sayı! Drum&#38;Bass Magazine’in Mayıs-Haziran aylarını kapsayan dördüncü sayısı çıktı. Davul ve basçıların yanı sıra tüm müzisyenlerin ilgiyle takip ettikleri derginin bu sayısında da çok önemli isimler var. Son dönemin en çok takip edilen davulcularından Jojo Mayer ile projesi Nerve’ün İstanbul konseri öncesi gerçekleştirilen röportaj oldukça ilgi çekiyor. Herkesin yakından tanıdığı, yıllardır Sting ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><span style="font-size: small;">Drum&amp;Bass Magazine 4.say</span></strong><strong><span style="font-size: small;">ı!</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Drum&amp;Bass Magazine’in May</span><span style="font-size: small;">ıs-Haziran aylarını kapsayan dördüncü sayısı çıktı.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Davul ve basç</span><span style="font-size: small;">ıların yanı sıra tüm müzisyenlerin ilgiyle takip ettikleri derginin bu sayısında da çok önemli isimler var.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Son dönemin en çok takip edilen davulcular</span><span style="font-size: small;">ından</span><strong><span style="font-size: small;"> Jojo Mayer</span></strong><span style="font-size: small;"> ile projesi Nerve’ün </span><span style="font-size: small;">İstanbul konseri öncesi gerçekleştirilen röportaj oldukça ilgi çekiyor. Herkesin yakından tanıdığı, yıllardır Sting ile çalan ünlü davulcu </span><strong><span style="font-size: small;">Manu Katche</span></strong><span style="font-size: small;">’nin Drum&amp;Bass Magazine’e özel verdi</span><span style="font-size: small;">ği röportajı da bu sayının ‘özel röportaj sayfaları’nda bulabilirsiniz. Babylon&#8217;a Nublu Fest için gelen </span><strong><span style="font-size: small;">Bugge Wesseltoft </span></strong><span style="font-size: small;">röportaj</span><span style="font-size: small;">ını ve Deniz Güngör ile kendi ürettiği muhteşem enstrüman Aquadrum’ı da 4. sayıda bulabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Kay</span><span style="font-size: small;">ıt Günlükleri’nin bu sayıdaki konuğu ise Elif Çağlar Muslu…</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Ayr</span><span style="font-size: small;">ıca Cigala röportajı, Cengiz Baysal’dan “Funk ve R&amp;B stilleri içinde zamanı taşımak”, Eylem Pelit’ten “Müzikte Yazılamayanlar”, Bülent Akbay’dan “Musikmesse Frankfurt” fuar izlenimleri, “Yerli Davul Üreticileri” dosyasında İstanbul Evrim Drums, Bas Fakültesi, Yurt dışında eğitim alternatifleri, Yeni ürünler ve Ürün testleri de Mayıs-Haziran sayısında okuyacaklarınız arasında.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Ak</span></strong><strong><span style="font-size: small;">ın Bağcıoğlu, Alpdoğan Türeci, Arıkan Sırakaya, Aykan İlkan, Buket Doran, Bülent Akbay, Cem Devrim Dursun, Cengiz Baysal, Cumhur Avcil, Demirhan Baylan, Eylem Pelit, Gürkan Özkan, Kağan Yıldız, Kerem Tüzün, Mert Ertunç, Oğuz Güner, Ozan Musluoğlu, Richard Laniepce, S. Mehmet Çağlar, Seçil Kuran, Serdar Barçın </span></strong><span style="font-size: small;">ve</span><strong><span style="font-size: small;"> Sunay Özgür </span></strong><span style="font-size: small;">yaz</span><span style="font-size: small;">ılarıyla dergiye yine hayat veriyorlar.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Drum&amp;Bass Magazine’den 4. say</span></strong><strong><span style="font-size: small;">ı sürprizleri!</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Demirhan Baylan</span></strong><span style="font-size: small;">’</span><span style="font-size: small;">ın</span><strong><span style="font-size: small;"> “Anlaml</span></strong><strong><span style="font-size: small;">ı Hatalar” </span></strong><span style="font-size: small;">albümü dergi ile birlikte tüm okuyuculara hediye ediliyor. </span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Demirhan Baylan, </span></strong><strong><span style="font-size: small;">Şevket Akıncı ve Şenol Küçükyıldırım</span></strong><span style="font-size: small;"> ile yap</span><span style="font-size: small;">ılan ve söylenenlerle derginin sınırlarını aşan bu özel söyleşi ayrı bir ek olarak sunuluyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Drum&amp;Bass Magazine workshop organizasyonlar</span><span style="font-size: small;">ıyla da ilgi çekiyor.</span> <span style="font-size: small;">Yamaha ve SAE&#8217;nin destekleri ile </span><strong><span style="font-size: small;">Volkan Öktem</span></strong><span style="font-size: small;"> ve </span><strong><span style="font-size: small;">Eylem Pelit</span></strong><span style="font-size: small;">, 28 May</span><span style="font-size: small;">ıs Cuma akşamı Drum&amp;Bass Magazine okuyucuları ile buluşuyorlar. Önümüzdeki günlerde bu isimlerin yanına Aykan İlkan &amp; Buket Doran, Cengiz Baysal &amp; Demirhan Baylan da eklenecek.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Dergiyi internet sitesinden de takip edebilirsiniz. www.drumandbassmagazine.com</span></p>
<p><span style="font-size: small;"> </span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazportreleri.com/2009/11/13/db-magazine-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kağan Yıldız</title>
		<link>http://cazportreleri.com/2009/07/19/kagan-yildiz/</link>
		<comments>http://cazportreleri.com/2009/07/19/kagan-yildiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2009 19:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kontrabasçılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazportreleri.com/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[www.cazportreleri.com olarak ikinci röportajımızı genç kontrbasçı Kağan Yıldız ile yaptık. Röportajdan çok sohbet havasında geçen konuşmamızı umarız keyifle okursunuz. Albümünü yakında dinleyebilecek miyiz? Tabii ki ben de albüm yapmak istiyorum. Kendi bestelerim de var, tamamlanmayı bekleyenler de&#8230;  Fakat  çok yoğun çalışıyorum. Kerem Görsev Trio ile hem yurtiçi hem de yurtdışında  çaldık.  İstanbul Caz Festivali’nin açılışında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>www.cazportreleri.com olarak ikinci röportajımızı genç kontrbasçı Kağan Yıldız ile yaptık. Röportajdan çok sohbet havasında geçen konuşmamızı umarız keyifle okursunuz.</p>
<h1>Albümünü yakında dinleyebilecek miyiz?</h1>
<p>Tabii ki ben de albüm yapmak istiyorum. Kendi bestelerim de var, tamamlanmayı bekleyenler de&#8230;  Fakat  çok yoğun çalışıyorum. Kerem Görsev Trio ile hem yurtiçi hem de yurtdışında  çaldık.  İstanbul Caz Festivali’nin açılışında da çaldık. Son üç senedir çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. İçinde olduğum 7-8 proje var. Albüm için sakin kafayla bu iş ile ilgilenerek gerekli altyapıyı hazırlayarak kendime koyduğum zaman dilimi içinde albümümü çıkarmak istiyorum. Zannedersem tamamlanmayı bekleyen parçalarlar ile birlikte 1-2 sene içersinde ben de kayıda gireceğim.</p>
<h1>Kayıt için yurtdışını mı yoksa Türkiye ‘yi mi düşünüyorsun?</h1>
<p>Tabiki Türkiye. Tonmaister olarak, Berk Kula söz verdi; beraber çalışacağız.</p>
<h1>Müzik eğitimine başlangıcını ve kontrbası nasıl seçtiğini anlatabilir misin?</h1>
<p>1991 yılında ilkokulu bittiktren sonra, Mimar Sinan Üniversitesi konservatuar sınavını kazanarak Kontrbas bölümüne kabul edildim.</p>
<p>Benim dayım müzik öğretmeni, oğlu da İzmir Senfoni Orkestrası baş kemancısı. Beni konservatuar sınavlarına dayım hazırladı.</p>
<p>Bende emeği çok büyüktür. Çok iyi hatırlıyorum İzmirde 1 ay boyunca hergün en az 6-7 saat çalıştık.</p>
<p>Kulak sınavı yapıldı, bu sınavı kazandıktan sonra enstrüman seçmek için bizi bir odaya topladılar.</p>
<p>Sınavdan önce dayım söylemişti sorarlarsa ya piyano ya da keman seçmemi söyledi. Bir bayan öğretmen, “ne çalmak istersin” diye sordu. Ben de piyano ya da keman dedim. Bir kağıda not alıp gitti. Kontrbas hocası geldi. Ellerime baktı, “Senin ellerin ve fiziğin kontrbas için uygun. Çalmak ister misin?” diye sordu. Ben de çok hayır diyebilen bir insan değilimdir.</p>
<p>Sonra tekrar ismim okundu. O sırada kontrbas hocası, “Biz onu kontrbas bölümüne aldık dedi. Keman hocası “aaaa ben onu keman bölümüne alacaktım” dedi. Kontrbas hocası, “Kağan biz seni bizim bölüme aldık değil mi” dedi. Ben de evet dedim. Böylece Kontrbas bölümüne kabul edilmiş oldum.</p>
<h1>Keşke piyano ya da keman seçseydim diye bir pişmanlık oldu mu?</h1>
<p>Kesinlikle olmadı. Kontrbas bölümüne girmem benim caz çalmama vesile oldu.</p>
<h1>Caz çalmaya nasıl başladın?</h1>
<p>Konsevaturarda 10 sene okudum. Lise yıllarında Tolga Bedir piyanist ve Emre  caz çalarlardı. İyi de çalarlardı. Çok hoşuma giderdi. Ben de çalmak istiyordum.</p>
<p>Birbirimize kaset çekerdik Coltrane , Parker, Bill Evans daha moderlerden hatta John Patitucci ‘nin Mistura Fina albümünü dinleyince kontrbas ile nasıl değişik çalındığını gördüm. Solistlik kısmını gördüm.</p>
<p>Biz Tolgalar ile çalıyorduk amatör olarak ama blues nedir? Form nedir? Emprovize nasıl yapılır? Bilmiyordum. Tabii konservatuarlı olmanın avantajı olarak ne çalmış, nasıl yapmış, bas sololarını çıkarıyordum. Walking Bass yürümeyi yapamasam da deniyordum, okulda çala çala, işin içine girmiş olduk.</p>
<p>Okul bittikten sonra orkestralarda da çalıyordum. Mesela İstanbul Senfoni Orkestrasında, Akbank Orkestrası, Bursa Senfoni Orkestrası, Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestralarına da çalmaya gidiyordum. Çok keyif alıyordum orkestrada çalmaktan.</p>
<p>O aralar bazı caz müzisyenleriyle de çalışmaya başladım hatta ilk önce Cihan Taylan ‘ın bir projesi vardı. Nardis’te çalmaya başladık. İlk sahneye çıkışım Türkiye ‘nin çok önemli piyanistlerinden rahmetli Metin Çotal ile birlikte Saksofoncu Ergüvan Başaran ile birlikte üçlü olarak Hyatt Regency Otelinde çalmaya başladık. Asıl ilk sahne çıkışım burası oldu. Ama kulüp olarak Nardis.</p>
<h1>Bosso Nova ve Swing</h1>
<p>Metin abilerle birlikte daha çok Bosso Nova yapıyorduk. Fazla Swing yapmazdık. Daha sonra Fenarbahçe Kulübünde trompette Şenova Ülker, kontrbasta ben, davulda Emin Özoğul, piyanoda Nejat Dayıoğlu ile birlikte çaldık. Daha sonra Şenova Ülker Nardis’te çalmak için gün almış bana teklif etti çalar mısın diye, ben de kabul ettim. İşte o gün saksofonda Şenova Ülker, davulda Ferit Odman, kontrbasda ben, piyanoda Kürşat Deniz beraber çaldık. O gün tabii ben ilk defa swing eden bir müzikte çaldım. Ve o gün çok başarılı geçti. Çok keyifli geçti, çok eğlendik. Ben de kendimi gösterme fırsatı buldum. İzleyenler arasında Önder Focan da vardı. Ertesi gün Önder Focan aradı, “Zonguldak’ta bir konserim var Caz günleri kapsamında Kara Elmas Üniversitesi’nde çalacağız, gelir misin” diye sordu. Ve daha sonra 16 Telden Caz Projesi içinde kontrbas ben , gitarda Önder Focan, diğer gitarda Cem Tuncer ile birlikte beraber çaldık. Nilüfer Verdi ile tanışım. Kendisinin 2. Albümü “İzhar”da beraber çaldık. İmer Demier ile tanıştık ve çalışmaya başladık. Çok kısa bir zamanda Türkiye ‘nin önde gelen caz müsisyenleri ile tanışıp birlikte çalmaya başladık.</p>
<h1><img class="alignleft size-full wp-image-209" title="kerem_gorsev_trio_01_@" src="http://cazportreleri.com/wp-content/uploads/2009/07/kerem_gorsev_trio_01_@.jpg" alt="kerem_gorsev_trio_01_@" width="333" height="500" />Kerem Görsev Trio</h1>
<p>Arkadaşım Tolga Bedir ile birlikte öğrenci günlerini takip ederek Kerem Görsev ‘in Teşvikiyedeki Kerem Görsev Caz Kulübüne gidiyorduk. Davulda Can Kozlu, Kontrbasta Oğuz Durukan ve Kerem Görsev &#8216;i dinlemeye gidiyorduk. Daha sonra İmer Demirer ile bilikte İstanbul Caz Merkezinde bir konser vermiştik. Konserden sonra Kerem Abi beni tebrik etti kendini çok geliştirmişsin dedi. Bundan iki ay sonra da Kerem abi ile beraber çalmaya başladık.</p>
<h1>Cem Aks Band</h1>
<p>Bazı standart parçaraların yeni aranjmanlarını çalıyoruz. Bu aranjmanlar Brain Blade, Kurt Rosenwinkel aranjmanlarını geçen sezonda Nardis’te çok çaldık. Yeni sezonda da çalacağız zannedersem, grupta saksafon Engin Recepoğulları, trompet İmer Demirer, piyanoda Serkan Özyılmaz, davulda tabii ki Cem Aksel ile birlikte ben de varım. Bu projenin özellikle ilk konseri çok güzel oldu. Çok iyi çaldık. Seyirci de çok eğlendi bunu hissettik.</p>
<h1>Davul ve Kontrbas</h1>
<p><em>Türkiye de çok iyi davulcular ile çalışıyorum. Ferit Odman, ben onunla çalarken çok mutluyum. En fazla onunla çalıyoruz. Cengiz Baysal, Cem Aksel, Ediz Hafızoğlu, Emre Kartari bu davulcularla çalmak çok keyifli. Türkiyenin en önemli davulcusu efsane Can Kozlu ile birlikte saksafoncu Harwey Wainapel, İstanbul Caz Merkezi’nde üst üste 3 gece beraber çaldık. Çok eğlendik.</em></p>
<h1>Kendi müziğindeki gelişimi hissedebiliyor musun?</h1>
<p>Tabii ki özellikle eski kayıtları dinlediğim zaman; mesela Nardis’teki kayıtlardan farkı çok iyi anlıyorum. Bazı parçaları şimdi çalsaydım böyle çalmazdım diye düşünüyorum.  Kendimden çok beraber çaldığım müzisyen arkadaşlarım da bana söylediği şeyler eski çalışım ile yani çalışım arasında bayağı bir gelişim olduğunu söylüyorlar. Özellikle Kerem Görsev’in bana katkısı çok büyüktür. Onun ile beraber çalmaya başladıkça daha derli toplu çaldığımı düşünüyorum&#8230;</p>
<h1>Yerli ve yabancı kontrbasçılardan özellikle dinlediklerin kimler?</h1>
<p>Eskilerden Bill Ewans ‘ın basçılarından Marc Johnson ve Eddie Gomez in özellikle hayranıyım. Daha yenilerden Kristen McBride, John Patitucci ‘yi çok seviyorum. Çalışları inanılmaz.</p>
<p>Bizden ise Volkan Hürsever, Kürşat And, Nezih Yeşilnil, Oğuz Durukan, Ahmet Türkmenoğlu, Ozan Musluoğlu severek dinlediğim kontrbasçılarımız.</p>
<h1>Son olarak beraber çalmak istediğin müzisyenlerden bir grup yapar mısın?</h1>
<p>Saksofonda Engin Recepoğulları, piyanoda Burak Bedikyan, trompette de İmer Demirer ve tabii ki davulda Ferit Odman&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazportreleri.com/2009/07/19/kagan-yildiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ferit Odman</title>
		<link>http://cazportreleri.com/2009/06/29/ferit-odman/</link>
		<comments>http://cazportreleri.com/2009/06/29/ferit-odman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 09:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tolga</dc:creator>
				<category><![CDATA[Davulcular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cazportreleri.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[“Hayatım boyunca başka müzik çalmayacağım” “Nommo” isimli albümünü çıkarmaya hazırlanan caz davulcusu Ferit Odman, “Hayatta tek yapmak istediğim davul çalmak. Hayatım boyunca benden daha iyi müzisyenlerle çalmak istiyorum” diyor. Günlük yaşamda pek çok kişi, hayatlarını idame ettirebilmek için sevmedikleri işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu zorunluluk, elbette beraberinde yabancılaşma ve esareti getiriyor. Ekonomik anlamda yabancılaşma ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><em>“Hayatım boyunca başka müzik çalmayacağım”</em></h1>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Nommo” isimli albümünü çıkarmaya hazırlanan caz davulcusu Ferit Odman, “Hayatta tek yapmak istediğim davul çalmak. Hayatım boyunca benden daha iyi müzisyenlerle çalmak istiyorum” diyor.</strong></p>
<p>Günlük yaşamda pek çok kişi, hayatlarını idame ettirebilmek için sevmedikleri işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu zorunluluk, elbette beraberinde yabancılaşma ve esareti getiriyor. Ekonomik anlamda yabancılaşma ve esaret değil kasttettiğim. İnsanın kendini özgürce ifade edememesi ve bu ifadesizliğin neden olduğu kısırlık, tek düzelik&#8230; Bankalar, fabrikalar, mağazalar, bakanlıklar; bir zamanlar müzisyen, aktör, yazar, fotoğrafçı ya da kaşif olmayı istemiş, boşlukta asılmış ruhlarla dolu. Pekaz şanslı, yetenekli ve cesur insan, bu döngüyü kırabiliyor. Tutkularını yaşamlarının tümüne profesyonelce yaymayı başarıyor. Genç caz davulcusu Ferit Odman da bu kişilerden biri. Küçük yaşlarda müziğe tutulmuş. Ortaokul hazırlığında başlayan sahne deneyimi; lise, lisans ve yüksek lisans seviyesinde aldığı eğitimle birleştirerek kendini geliştirmiş.</p>
<p>Askerlik görevini kısa süre önce tamamlayıp şehre dönen Ferit Odman, kaldığı yerden hayata ve caza devam ediyor. Fatih Erkoç &amp; Kerem Görsev Trio ile İstanbul Caz Festivali’nin açlışında sahne alacak. Diğer taraftan New York’ta kaydettiği ve “Nommo” adı verdiği albümünü çıkarmaya hazırlanıyor. Kendisiyle Ortaköy’de görüştüğümüz Ferit Odman, sorularımızı yanıtladı&#8230;.</p>
<h1>Müziğe ve caza nasıl başladığını anlatır mısın?</h1>
<p>Kendimi bildim bileli caz dinliyorum diyebilirim. Babam iyi bir caz dinleyicisiydi. Thelonious Monk, Cannonball Adderley gibi cazcıları severek dinlerdi. Cannonball Adderley ile fotoğrafları vardı. Müzik en sevdiğim dersti. Elim hiç durmuyordu. Çatal ve bıçakla tabaklara vururdum. İlkokul bandosunda trampet çalıyordum. Müzikle ilgili ne varsa içindeydim. İlkokuldan sonra Bursa Anadolu Lisesi’ne girdim. Hazırlığın ilk günleriydi; bir odadan müzik sesleri geliyordu. O odaya yöneldim. Okul orkestrasının çalışmalarıydı. Milliyet Gazetesi’nin müzik yarışmasına hazırlanıyorlarmış. Grupta bulunan Cemal Alp Ertung, “<em>Baget çevirmeyi öğrenebilirsen gelebilirsin</em>” demişti. Baget alıp iki gün çalışmıştım. Çok hırslı ve şevkliydim. 12 yaşında davul çalmaya başladım. Bir sene sonra, orta birde de okulun davulcusu oldum. Direkt çalmaya başladım; nasıl oldu ben de bilmiyorum. Oturunca çalabiliyordum. Tabii ki gruptakilerin hepsi lise son ya da lise 2 öğrencisiydi. Bense küçücük bir çocuktum. Amerikalı pop-rock grubu Toto’nun parçalarını çalıyorduk. Hatta, Rosanna parçasıyla Milliyet yarışmasında birincilik kazandık. Araştırmacı biriyim. Toto grubundaki müzisyenlerin başka kimlerle çaldığını araştırdım. Orkestradaki arkadaşlarla birlikte, Bursa’da bulabildiğimiz; Spyro Gyra, Yellowjackets, Fourplay gibi grupların albümlerine yöneldik. Yellowjackets parçaları çalmaya başladık. Bu geçiş dönemini atlatıp Miles Davis, John Coltrane’lere girdikten sonra başka tarz müzik dinlemek zorlaştı.</p>
<h1>Müzik eğitimine ne zaman başladın?</h1>
<p>Lisede, AFS öğrenci değişim programıyla İsveç’e gittim. 1999-2000 yılları arasında orada eğitimime devam ettim. Gittiğim okulun müzik bölümü vardı. Beni oraya aldılar. İlk aydan sonra hocalarım, “<em>Sen müzisyen olmalısın, biz seni eğiteceğiz</em>” dediler. Hocalarla birlikte trio kurduk. Önemli bir deneyimdi. Döndüğümde Milli Eğitim Bakanlığı, İsveç’te okuduğum müzik bölümüne denklik vermediği için Bursa Anadolu Lisesi’nde benden bir devre küçüklerle son sınıfı tekrar okumak zorunda kaldım. O sırada Bursa’da Jazz Bar diye bir yerde çalmaya başladım. Gece oradan çıkıp eve geliyor, okul kıyafetimi giyip okulda uyuyordum. Müzik okumaya karar vermiştim. Can Kozlu, Cengiz Baysal gibi isimlerin hocalık yaptığı Bilgi Üniversitesi Caz Performans Bölümü’nü tam burslu olarak kazandım. Böylelikle İstanbul’a geldim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-128" title="ferit_odman_03" src="http://cazportreleri.com/wp-content/uploads/2009/06/ferit_odman_03.jpg" alt="ferit_odman_03" width="333" height="500" /></p>
<h1>Biraz o günlerden bahsedelim istersen.Okul ve sahneyi birlikte götürüyordun.Kimlerle çalıyordun?</h1>
<p><strong> </strong></p>
<p>O zamanlar 3 isimle çalıyordum; Önder Focan, Kent Mete, Donovan Mixon&#8230; Okuldaki arkadaşlarla da çalıyordum. Nardis Jazz Club gelişmemiz için iyi bir fırsat oldu. Açıldığından beri çalıyorum. 2002 yılından beri İstanbul Caz Festivali’nde sürekli çaldım. Ankara ve İzmir caz festivallerinde sahne aldım.Herhalde, Türkiye’deki caz müzisyenlerinin tamamına yakınıyla çalmışımdır. 2004’te Donovan Mixon’ın, The Dance Of Life albümünü kaydettik. SPIN, Ilk ve Önder Focan’ın Swing A La Turc albümünde davul çaldım. 2005’te bölüm ikincisi olarak, 3,80 ortalamayla mezun oldum. Hayatta en sevdiğim şeyi okuyordum. Mezun olmadan önce, 2004 yılında  New York’a giderek bir ay boyunca School For Improvisational Music adında bir ‘workshop’a katıldım. Steve Coleman’ın yarattığı bir atölye. Burada çok değerli hocalar vardı. Billy Hart, Nasheet Waits, Tom Rainey&#8230; Dersler doğaçlama üzerineydi. Eşlikte bile nasıl doğaçlama yapılabileceği gösteriliyordu. Billy Hart gibi biriyle ders yapmak inanılmazdı. New York’a aşık oldum. Bütün günümüz müzikle geçiyordu. Akşamları da Village Vanguard, Blue Note gibi kulüplere müzik dinlemeye gidiyordum. Kendi kendime, “<em>Burada yaşamalıyım</em>” dedim. Müzikal açıdan çok yararlı oldu. Döndüğüm hafta Q Jazz Bar’da davulcu gerekiyordu. İmer Demirer beni aradı. Çaldım, İmer Ağabey inanamadı. “<em>Ne oldu sana. Bundan sonra hep böyle çal</em>” dedi.</p>
<h1>Amerika’ya geri gitme kararı alarak, Türkiye’ye döndün. Sonra?</h1>
<p>Türkiye’ye geldim ve okulumdan mezun oldum. Bu arada Kerem Görsev ve Önder Focan gibi isimlerle sürekli çalışma fırsatım oldu. Türkiye’de sadece caz çalarak para kazanabilen çok az insandan biriyim. Hayatım boyunca başka müzik çalmayacağım. Bunun yanında para da kazanmak çok güzel. O dönemde müzikten kazandığım parayla araba aldım. Hayatımı yavaş yavaş kurmaya başladım. Mezun olduğum sırada Amerika’daki üniversiteler için bursları araştırırken Fulbright Bursu’na denk geldim. Bursun başvuru ve kabul süreci bir yılı buldu. Burs çıkınca yeni aldığım arabayı sattım. Burada ne varsa sattım. Elimdeki küçük birikimle Amerika’ya gittim. New Jersey&#8217;deki William Paterson Üniversitesi&#8217;nde caz-performans mastırı programına başladım. Henüz Türkiye’den ayrılmadan önce internetten ev araştırırken, “<em>Davulcu, ev arkadaşı davulcu arıyor</em>” diye bir ilan gördüm. New York’taki arkadaşlarım evi gördüler ve onay verdiler. Kirayı gönderdim ve Türkiye’deyken evi tuttum.</p>
<h1>Amerika günleri başladı&#8230;</h1>
<p>Gittim ve hayal başladı. Yüksek lisans için gittiğimde rüyam gerçekleşmiş oldu. Hocalar inanılmazdı. Bölüm başkanı piyanist Mulgrew Miller, Vincent Herring saksofon, Rich Perry saksofon, Bill Goodwin davul&#8230; Mulgrew Miller ile haftada iki kere ensemble dersleri yaptık ve kendisinin grubuyla Saint Peters Church’te konser verme şansım oldu. Okulun bana akademik araştırma yapma, makale ve tez yazma konularında büyük bir katkısı oldu. Pedagoji dersleri de aldım. Bitirme tezimi ve konserimi vererek master eğitimimi başarıyla tamamladım.</p>
<p>Amerika’da müzisyenlerin maddi durumu biraz kötü olduğu için hocalık da yapmak zorunda kalıyorlar. Bu, öğrenciler için çok iyi tabii. İlk yılımda Harlem’de Creole isimli  caz kulubünde ‘jam session’a gitmiştim. Ertesi gün beni aradılar ve her salı orada çalmamı istediler. Çok sevindim tabii.</p>
<p>Gittiğim kulüplerde, müzisyenleri yakından izliyerek, çok şey öğrendim. Village Vanguard’da bir yerim vardı örneğin. Davulun hemen yanındaki masa genelde boş olurdu. Hep oraya otururdum. Düşünsenize, hemen yanınızda Roy Haynes çalıyor&#8230;</p>
<p>Bu arada New York’ta kendi adıma bir de albüm kaydettim. Bilgi Üniversitesi’nden çok değerli müzisyen arkadaşım Burak Bedikyan, yanıma geldi. Peter Washington bas, Vincent Herring alto saksofon, Bryan Lynch trompet çaldılar. İnanılmaz güzel bir kayıt oldu. Brooklyn’de sadece caz kaydı yapan bir stüdyoda albümü kaydettik. Albümün adını “<strong>Nommo</strong>”koydum. Yakın bir zaman içinde albümümü çıkaracağım.</p>
<p>Ve en sonunda 10 bavulla Türkiye’ye döndüm. Bavulların içinde davullar da vardı. Arabamı satarak, Gretsch’in 120. yılı için ürettiği 120 davuldan birini aldım. ‘<strong><em>Gretsch 120th Anniversary Bebop Kit’</em></strong> diye geçiyor ismi. Parlak şampanya rengi. ‘<em>Bebop</em>’çıların standart davulu.</p>
<h1>Türkiye’ye döndükten sonra askere gitmeden önce bazı albümlerde çaldığını söylemiştin&#8230;</h1>
<p>Jean François Giansily’nin albümünü kaydettik. Fransa’da çıktı, buraya da gelecek. Ardından Kerem Görsev’in Diversion ve Ozan Musluoğlu’nun Coincidence albümünü çıkardık. Döndükten 2 ay sonra da askere gittim. Askerliğimi Armoni Mızıkası’nda yaptım.</p>
<h1>Gerek sahne deneyimin, gerek aldığın eğitimle, “Ben bu işi öğrendim” diyebiliyor musun?</h1>
<p>Öğrenmeye daha yeni başlıyorum. Ölünceye kadar öğrenmeye devam edeceğim. Kendimi ilk basamakta dahi görmüyorum. Şu an alacak zamanım. Daha gencim. Çok şey öğrenmek istiyorum. Amerika’daki izlenimlerime bakınca ben davul çalamıyorum, daha vuramıyorum bile davula. Hayatta tek yapmak istediğim davul çalmak. Hayatım boyunca benden daha iyi müzisyenlerle çalmak istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım. Bana bir şey katacak insanlarla çalmak istiyorum. Böylelikle ilerde belki ben de birilerine bir şeyler öğretebilirim.</p>
<h1>Sahne performasın hakkında düşüncelerin neler? Davul çalarken ne hissedersin?</h1>
<p>Cazda demokrasi gerekiyor. Arkadaşınıza söz vermezseniz, siz hiçbir zaman söz alamazsınız. Hem birlikte kollektif üretmeli, paylaşmalı, hem de duyduklarınıza cevap vermelisiniz.</p>
<p>Aynı anda iki kişinin konuşmasının bir anlam ifade etmemesi gibi&#8230;</p>
<p>Bu işe profesyonelce yaklaşmak için davulculuğun mantığını çok iyi anlamak gerekiyor. Öbemli olan eşlik ve bu müziğin ‘groove’unu sağlamaktır. Yani swing dediğimiz şey. Bir müzisyenin bunu kafasında kavraması lazım. Eşlik demek, solistin altına çarşaf sermek gibidir. Rahat ettireceksiniz ki solosunu rahatça çalsın. Tabii ki sürekli etkileşim olacak. Solodan bir şey duyup cevap vereceksiniz veya o size cevap verecek. Caz davulculuğunda 4 bar, 8 bar solo-trade, ya da ‘chorus’ solo çalarsınız. Bunun dışında tabii ki örnekleri var. Max Roach’un veya günümüzdeki davulculardan Ari Hoenig’in solo davul parçaları da var. Ancak genelde grupla çalıyorsunuz. Göreviniz bu. Derin noktalar var. Zilin neresine vurduğunuzda, nasıl bir ses çıktığına kadar gidiyor&#8230; Soliste göre çalmak önemli.</p>
<p>Davul çalarken bütün beynim kulaklarıma gidiyor gibi hissediyorum. İyi bir eşlikçi olduğumu söylüyorlar. Eşlik edebilmek için etrafınızı çok iyi dinlemeniz gerekiyor. Diğer müzisyenleri çok iyi dinlediğime inanıyorum. Onlara göre çalınca onları da yüceltmiş oluyorsunuz. Böylece çok mutlu oluyorlar. O mutluluk, benim çalışıma da yansıyor. Çok mutlu oluyorum&#8230;</p>
<h2><img class="alignnone size-full wp-image-127" title="ferit_odman_02" src="http://cazportreleri.com/wp-content/uploads/2009/06/ferit_odman_02.jpg" alt="ferit_odman_02" width="500" height="333" /></h2>
<p>Röportaj: Serkan Gündüz</p>
<p>Fotoğraflar:Tolga Ünsün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cazportreleri.com/2009/06/29/ferit-odman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
